Bayramlar bayramlar burnumun direğini sızlatan çocukluğumun bayramları.
Senede iki kez bayramlarda annemin diktiği belden kesik büzgülü elbiseler... Arkadaşlarımla döner döner hangimizin daha büyük daire çizdiğinin yarışını yapardık.
Hele bir de kırmızı ayakkabı alındıysa şeker bayramında değmeyin keyfimize...
Bir keresinde de beyaz desenli yanda iki minik ponponu olan diz altı çorap almıştı annem. 8 yaşındaydım o bayram . Elbisemle daire çizerken, çorabımın ponponları da dönmüyor muydu. Uçuyordum sanki. Ayaklarım yerden kesilir gibi oluyordu. Durmama yakın ponponları usulca bacağıma dokununca ayaklarım yere değiyordu...
Her bayram da olduğu gibi arkadaşlarımdan, öğrencilerimden içimi ısıtan bayram mesajları gelmeye başladığında "İyi ki çocukluğumuzda o güzellikleri yaşamışız." diyorum. İçimi hoş ve farklı bir duygu kaplıyor. Bu duyguyu isota benzetiyorum. Hani çiğ köftecilerin camında yazıyor ya "İsot en tatlı acı" diye...
Ve de sevgi ortamında bizi büyüttükleri için anne ve babamı, teyze, amca, dayı, halalarımı ve komşularımızı sevgiyle anıyorum.
Onların sevgiyle omzumuza dokunuşları, başımızı okşayışları, mendilin içine koyup -çam sakızı çoban armağanı- elimize tutuşturdukları bayram harçlıkları değil mi bizi bu günlere taşıyan.
Çok mutluyum. Çünkü ziyaret edebileceğim, bayramını kutlamaya gideceğim bir ablam, bir ağabeyim bir de teyzem var. Onlar bana küçük olduğumu hatırlatıyor.
Canım arkadaşlarım, öğrencilerim, yakınlarım hepinizin bayramı kutlu olsun. Sevgiyle kalın e mi...
Senede iki kez bayramlarda annemin diktiği belden kesik büzgülü elbiseler... Arkadaşlarımla döner döner hangimizin daha büyük daire çizdiğinin yarışını yapardık.
Hele bir de kırmızı ayakkabı alındıysa şeker bayramında değmeyin keyfimize...
Bir keresinde de beyaz desenli yanda iki minik ponponu olan diz altı çorap almıştı annem. 8 yaşındaydım o bayram . Elbisemle daire çizerken, çorabımın ponponları da dönmüyor muydu. Uçuyordum sanki. Ayaklarım yerden kesilir gibi oluyordu. Durmama yakın ponponları usulca bacağıma dokununca ayaklarım yere değiyordu...
Her bayram da olduğu gibi arkadaşlarımdan, öğrencilerimden içimi ısıtan bayram mesajları gelmeye başladığında "İyi ki çocukluğumuzda o güzellikleri yaşamışız." diyorum. İçimi hoş ve farklı bir duygu kaplıyor. Bu duyguyu isota benzetiyorum. Hani çiğ köftecilerin camında yazıyor ya "İsot en tatlı acı" diye...
Ve de sevgi ortamında bizi büyüttükleri için anne ve babamı, teyze, amca, dayı, halalarımı ve komşularımızı sevgiyle anıyorum.
Onların sevgiyle omzumuza dokunuşları, başımızı okşayışları, mendilin içine koyup -çam sakızı çoban armağanı- elimize tutuşturdukları bayram harçlıkları değil mi bizi bu günlere taşıyan.
Çok mutluyum. Çünkü ziyaret edebileceğim, bayramını kutlamaya gideceğim bir ablam, bir ağabeyim bir de teyzem var. Onlar bana küçük olduğumu hatırlatıyor.
Canım arkadaşlarım, öğrencilerim, yakınlarım hepinizin bayramı kutlu olsun. Sevgiyle kalın e mi...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder