29 Haziran 2013 Cumartesi

Seçimde mutlaka oy kullanalım


Sevgili Arkadaşlar

*Şimdi çevremizdekileri "Oy kullanmak ulusal bir görevdir ."diyerek uyarma zamanı.

*Yıllarca sandık başkanlığı yaptım. Kimler kazanıyor biliyor musunuz ..."Bir oy çok önemlidir." diyerek;seçim günü canla başla konusunu komşusunu, engelli, yatalak, yaşlı demeden özel arabasıyla, minibüsüyle, olmadı taksi tutarak partidaşlarını Seçim sandığına ulaştırıp, oy kullanmalarını sağlayanların partisi kazanıyor. Gerisi lafta kalıyor.
...
*Ayrıca sandık başkanı olarak seçim sonuçlarını ilçe seçim kuruluna götürürken. mutlaka gözcüleri başkanın yanında gidiyor. Ta ki teslimat bitinceye kadar.

Hepimize görev düşüyor. Soralım lütfen! Önce kendimize sonra da bir birimize:

"Ben ne yapabilirim?"
"Biz ne yapmalıyız? diye soralım.

Çünkü bu seçim de yapmamız gereken çok önemli şeyler var. Birincisi kendi oyumuza... Sonra da yakınlarımızın ... Hatta ülke insanımızın oylarına sahip çıkalım."

Çünkü bu seçim de oyumuzu vermeyi ihmal edersek,görevimizi yerine getirmezsek(!)
olacakları siz düşünün artık.
Haydi bakalım paçaları sıvayalım...

15 Haziran 2013 Cumartesi

Taksimdeydim.

Sevgili arkadaşlar
Bugün akşam üzeri Taksim'e gittiğimde kızım ve arkadaşı beni karşıladı. Çadırlarının yanına gittik. Benden istedikleri minder, plastik bardak, tabak, bisküi , vb şeyleri teslim ettim. Çevrede büyük bir hareketlilik vardı. Kızım ve arkadaşı panik halindeydiler. Oradakiler birbirine müdahale var. diyordu. Herkes birbirine masken varmı hemen takın demeye başladı. Kızım ve arkadaşı gözlük ve maskelerini taktılar. "Kızım niye şimdiden takıyorsunuz? Bibergazı atınca takarsınız." dedim. Kızım hemen maskesini ağzından uzaklaştırıp "Anne sen hemen gidiyorsun!"dedi. Ben o saate kadar bibergazı ile tanışmadığım için "Dur yavrum! Birşey yok henüz."desemde beni arkadaşıyla birlikte çekeleyerek gezi parkından çıkardılar. Gönlüm razı olmuyordu onları orada bırakmaya. Ama maskemde yoktu. Onlar geri döndüklerinde oyalanıp parktaki birkaç anneyle konuştum. Onlarda tedirgindi. Derken kaçışmalar başladı. "Kaçın! kaçın!"diyordu maskesiz insanlar. Bende onlarla birli...kte koşup yolun karşısına geçip bir ara sokağa girdim. Yollarda çıkışlara polisler barikat kurmuştu. Derken peşpeşe patlamalar oldu. Hemen sonra da gözlerim yanmaya başladı. Nefesim daraldı, ağzım kurudu. Kalbim deli gibi atmaya başladı. Ağzıma hırkamı iki üç kat edip gazı engellemek istedim.Koşarken çevremi zor seçer olmuştum. Bir ara yanımsıra kaçan işportacıyı gördüm. Ve su almayı akıl edebildim. Bir kaç yudum içince biraz açıldım. İnsanlarla birlikte otaparklara girdik çıktık. Sonra da kendimi Dolapdere'de buldum. Hala gözlerim yanıyordu.Şoktaydım. Ağladığımı gören yeni hamile olduğunu söyleyen genç bir bayan da benmle aynı durumdaydı." İş çıkışı yakalandım."dedi. Evim yakında gelin dinlenin ."dedi. Teşekkür ettim. Birazdan toparlanırım."dedim. Gazın etkisi sürüyordu. Ayrıca vicdan azabı da çekiyordum. Onca genç oradaydı. Peki ben neredeydim?Biraz kendime gelince bir arabaya binebildim. Şimdi evdeyim.
Yüreğim pır pır tüm çocuklar ve vatandaşlar adına.Çocuklardan haber aldım. Divan otelindeler. Allah tüm yavrularımızı korusun.
Başımızdakilere de Allah akıl fikir versin. Dik dik konuşmaktan vazgeçsinler.

Babalar Günü

Sevgili dostlar!
Babalar günü her ne kadar kapitalist düzenin piyasayı canlandırmak için yarattığı uydurduğu birşey denilse de bence özel bir gün. Babalarımızın bizim için özel olduğunu bir kez daha hatırlamak için bir vesile.
Babası hayatta olanlar sahip oldukları şansın farkındalar mı acaba(!) 
 
Benim harika bir babam vardı. Çalışkan, nüktedan, kompliman yapan, güzellikleri gören bir kişiliğe sahipti. En çok da hoşuma giden annemle aralarındaki diyologları idi. Sobbetleri çok hoştu. Gün içinde annem radyoda dinleyip öğrendiklerini, babam da dışarda ki edinimlerini akşam oldu mu tatlı tatlı paylaşırlardı.
Babamla aramda 50 yaş vardı. Ama o benim en iyi arkadaşımdı...
Babamı kaybettiğimde 29 yaşındaydım.
Telefonda o acı haberi aldığımda arkamda bir şeyin yıkıldığını hissetmiştim.Yıkılan benim 29 yaşına dek dayanağım, duvarımmış meğer.O an hemen anlamıştım.
Babacığım mekanın cennet olsun.Seni hep anıyor ve 34 yıldır aklıma her düştüğünde burnumun direği sızlıyor.
Tüm babaların, birilerine babalık etmiş, birilerinin sırtını sıvazlayıp, güç vermiş olan herkesin günü kutlu, ömrü uzun olsun...
Bu dünyadan göçmüş olan tüm babaların da kabirleri nurlansın.

14 Haziran 2013 Cuma

HER ÇOCUĞUN ANNESİ NAZMİYE ÖĞRETMEN
Down sendromlu, otistik çocuklara ilkokul seviyesinde ders veren Nazmiye Çaylıoğlu, ebeveynlere ders çıkarmaları için, deneyimlerden faydalanarak yazdığı üç kitabı da büyük ses getirdi.
İki kız çocuğu annesi olarak bir öğretmenin mutlaka anne ya da baba olması gerektiğini savunan Nazmiye Çaylıoğlu, yaşadıklarını ve deneyimlerini yazdığı üç kitabı okuyucuların beğenisine sunuyor. Zorlu bir çocukluk döneminin ardından öğretmen olup kutsal bir göreve başladığını her fırsatta da dile getiriyor. Öğretmenlik mesleğinin devamlı öğrenme üzerine kurulu olduğunun altını çizen Nazmiye Öğretmen; “Sınıf öğretmenliğinden emekli olduktan sonra başladığım yeni bir hayat vardı. Mental çocuklara verdiğim eğitimlerle onları hayata kazandırdığım için kendimi de vicdani olarak inanılmaz mutlu hissediyordum. Bu muhteşem bir his. Bir anne olarak iki kız çocuğumun yanında bir sürü yardıma muhtaç çocuğumun olduğu düşüncesindeyim. Sadece onların değil ilk başta ailelerinin annelerinin babalarının eğitimleri çok önemli. Deneyimlerimden gördüğüm kadarıyla ebeveynlerin yaşadığı süreçler oldukça zor ve meşakkatli işler.” şeklinde konuştu.
ÇOCUKLARIN VE AİLELERİN ELLERİNİ KİTAPLARIMLA TUTTUM
Yazdığı üç tane kitabında da yaşanmışlıkları anlatan Nazmiye Çaylıoğlu; “İlk kitabım benim hayat hikayemdi. Kitabıma ‘Sen küçükken kaç yaşındaydın?’ adını koyduğumda çok düşünmedim. Annesi çalışan, ölen, eve ekmek getirmek zorunda olan veya ev işlerini üstlenen tüm çocukların aslında çocuk olmadığını ve sorumlulukların altında birçok kez ezildiği için bu ironik ismi seçtim. Bende öyle bir çocuk olarak büyüdüm. Sorumluluklarım yüzünden hayata tutundum ve iyi işler başardım. Çocuk olmayı pek beceremedim. Ancak büyüttüğüm çocuklara ilk çocuk olmayı öğrettiğim için mutluyum. Çünkü bir çocuk saftır, temizdir, masumdur ve mutlu bir çocuk ömrü boyunca iyi bir insandır. Bu düşünceme çok inanıyor ve güveniyorum.
En çok ses getiren kitabım “Tut Elimi” ise benim yaşamadığım ancak ortak olduğum çocuklarımın ve ailelerin hayatlarını paylaştım. Emekli olduktan sonra açıldığım yenidünya başka bir diyar olarak nitelendiriyorum, özel çocukların hayatlarına olan yolculuğu. Bu yolculukta ailelerin yanında olmak ve yapabileceklerine uzman değil de deneyimli bir insan gözüyle bakma ve biraz olsun yalnız değilsiniz demek için bu kitabımı okuyucularımla buluşturdum. O çocuklar insanlara ne kadar şanslı olduklarını göstermek için ve sonsuz bir azmin örneğini sunmak için gönderildikleri inancındayım.” dedi.
İkinci baskısı yapılan ‘Tut Elimi’ kitabının ardından öğretmenlik dönemini anlatan ‘Günaydın Çocuklar’ kitabını da okuyucuyla buluşturan Nazmiye Öğretmen, yaşadıklarını kitaplara dökmenin diğer insanlara yardımcı olmanın dışında, bir anne olarak çocuklarına ve torunlarına bıraktığı miras için çok mutlu olduğunu dile getiriyor. Bir annenin yavrusuna verdiği hediyelerin başında kendi penceresinden bakarak
anlattığı kitaplarının, çocuklarının ileride kendi torunları içinde yol gösterici olduğu inancını taşıdığını da sözlerine ekledi.
KİTAPLARINIZ MİRASINIZDIR!
Nazmiye Çaylıoğlu’na anneler günü hediyesi olarak yazdığı kitaplara telif koruması alan Adres Patent Marka ve Patent Danışmanı Gökçe Çaylıoğlu; “ Bizlere hediye ettiği kitapların ileride sadece bana değil birçok kadına öğretici niteliktedir. Bu yüzden beklediği ilgiyi de kısa sürede gördü. Birçok kadına çocuklarını büyütürken yardımcı olmasının yanında ben çocukları büyütürken uzman görüşlerinin yanında mutlak suretle annelerin deneyimlerinden de yararlanılması gerektiğinin inancındayım. Bir anne çocuğa verilmiş en güzel hediyedir. Ve ben de mayısın ikinci haftasında kutladığımız anneler gününde verilebilecek en iyi hediyenin anemin kelimelerinin ve cümlelerinin çalınma riskinin ortadan kaldırmak olduğunu düşündüm. Onun bize bıraktığı mirası güvence altına alması için kitaplarının telifini ona hediye ettim.
Anneler ve sevgileri çok kutsaldır. Başlangıçta annem olmak üzere tüm annelerin anneler gününü kutlarım.” açıklamasında bulundu.